Su Krizi: Gıda ve Yaşam Güvenliği Tehdidi

Tarsus Ticaret Borsası Başkanı Teke, su krizinin gıda ve yaşam güvenliği için ciddi bir tehdit olduğunu vurguladı.

Birleşmiş Milletler’in yayımladığı küresel su kullanım verilerini değerlendiren Tarsus Ticaret Borsası (TTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Teke, su krizinin artık yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda gıda ve yaşam güvenliği açısından büyük bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Son rapora göre, dünya genelinde tatlı su kaynaklarının yenilenme kapasitesinin aşıldığı ve insanlığın geri dönüşü zor bir “küresel su iflası” sürecine girdiği belirtildi. Teke, Türkiye’nin Konya Ovası’nın bu raporda özel bir başlıkla küresel risk altındaki bölgeler arasında yer aldığını vurguladı. BM verilerine göre, küresel su kullanımının yaklaşık yüzde 70’inin tarımsal sulamada kullanıldığı, bu suyun yüzde 40’ının ise kendini yenileyemeyen derin yer altı havzalarından sağlandığı kaydedildi. Bu durum, yalnızca su kaynaklarını değil, aynı zamanda küresel gıda arz güvenliğini de tehdit ediyor. Mevcut su kullanım alışkanlıklarının devam etmesi halinde, tarımsal üretim ve gıda tedarik zincirlerinin ciddi bir çöküş riski ile karşı karşıya kalacağı uyarısında bulundu.

Teke, raporda yer altı sularının aşırı kullanımına bağlı olarak dünya kara yüzeyinin yaklaşık yüzde 5’inde toprak çökmesi (subsidence) yaşandığının belirtildiğini aktardı. Bu durumun yalnızca susuzluk değil, aynı zamanda geri dönüşü olmayan jeolojik hasarlar doğurabileceğine dikkat çekti. Uzmanlar, çöken yer altı havzalarının bir daha su tutma kapasitesine kavuşamayacağına işaret ediyor. Birleşmiş Milletler, büyük şehirlerin giderek “Sıfırıncı Gün (Zero Day)” olarak tanımlanan, su şebekelerinin tamamen işlevsiz hale gelme riski ile karşı karşıya olduğunu bildirdi. Bazı ülkelerde başkentlerin taşınmasının dahi tartışılmaya başlanması, krizin ulaştığı boyutu açıkça gözler önüne seriyor.

Konya Ovası’nın küresel risk listesinde yer aldığını belirten Teke, bölgede yer altı su seviyesinin her yıl ortalama 1-2 metre düştüğünü, bu düşüş sonucunda 700’ü aşkın obruk oluştuğunu ve bazı obrukların 30 metreyi aşan derinliklere ulaştığını ifade etti. Birleşmiş Milletler, kontrolsüz sulama uygulamalarının ve mevcut tarım modelinin bu koşullarda sürdürülemez olduğunu vurguladı.

Başkan Mustafa Teke, raporun sunduğu verilerin artık zorunlu bir dönüşümü işaret ettiğini belirterek, “Su krizine rağmen hâlâ yüksek su tüketen ürün desenlerinde ısrar edilmesi, hem tarımı hem de geleceğimizi riske atmaktadır. Kuraklığa dayanıklı, suyu daha verimli kullanan bitki türlerinin yetiştirilmesi; mercimek, nohut, sorgum, arpa gibi az su isteyen ürünlerin yaygınlaştırılması artık bir tercih değil, zorunluluktur. Aynı şekilde toplumun gıda tüketim alışkanlıkları da bu gerçekliğe göre yeniden şekillenmelidir,” şeklinde konuştu.

Teke, BM raporunun krizin temel nedeninin yalnızca iklim değişikliği olmadığını, su yönetimindeki yanlış politikaların da belirleyici bir rol oynadığını açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. “Su iflası, ne kadar suya sahip olduğunuzla değil, suyu nasıl yönettiğinizle ilgilidir” tespiti, tüm karar vericiler için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Birleşmiş Milletler, “su iflası” kavramının resmi politika belgelerinde tanınması, suyu daha da zayıflatacak projelerin yeniden değerlendirilmesi ve bilim temelli, sürdürülebilir su ve tarım politikalarının hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu