İklim Kanunu ve Orman Yangınları: Gerçekler ve İddialar
İklim Kanunu sonrası orman yangınlarıyla ilgili gerçekler ve komplo teorileri üzerine bir değerlendirme.
İklim Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte Türkiye’deki orman yangınları hakkında ortaya atılan iddialar, sosyal medya platformlarında geniş bir yankı buldu. Ancak bu iddiaları gündeme getiren hesaplar, sorulara net cevaplar vermekten kaçınıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü’nün resmi verilerine göre, 2025 yılında Türkiye’de 3 bin 244 orman yangını meydana gelirken, bu sayı 2024’te 3 bin 979 olarak kaydedildi. 2020 yılında ise yangın sayısı 3 bin 399 olarak belirlendi. İklim Kanunu, ormanları karbon emen alanlar olarak tanımlıyor ve bu alanların korunmasını yasal bir çerçeveye oturtuyor.
Türkiye, 2025 yılında yürürlüğe giren İklim Kanunu öncesinde iklim inkârcılığı ile ilgili bir dalgayla karşı karşıya kaldı. Sosyal medya üzerinden yayılan birçok komplo teorisi, bu kanunun ormanların bilinçli bir şekilde yok edilmesine zemin hazırlayacağı yönünde iddialar içeriyordu. Orman yangınlarının başlamasıyla birlikte bu teoriler yeniden gündeme geldi.
Bu iddiaları savunan hesaplar, “Neden?” sorusuna yanıt vermekten kaçınırken, bir sosyal medya fenomeninin kanun aleyhine yaptığı açıklamada, “Ormanlar, akıllı şehirlere geçiş kapsamında yok edilecek” ifadesi dikkat çekti. Ancak bu tür komplo teorileri, gerçekleri göz ardı ediyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verilerine dayanarak, iklim krizi nedeniyle orman yangınlarının sıklığı ve şiddeti artmaktadır. Yüksek sıcaklıklar, düşük nem oranları ve sıcak rüzgârlar, günümüzde söndürülmesi haftalar süren yangınlara yol açıyor. Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) tarafından yapılan bir çalışmaya göre, küresel orman yangınlarındaki artışın %50’sinden fazlası iklim krizine bağlıdır. İnsanlar, iklim krizini inkâr etmeye ne kadar devam edebilir?




