Guterres’in halefleri iklim gündemi için endişe yaratıyor

Guterres’in halefleri arasında iklim krizini önceliklendirmeyebilecek adayların bulunması, BM’nin küresel iklim politikası açısından endişe yaratıyor.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 31 Aralık’ta görevinden ayrılacak olması, yerine kimin geçeceği ve yeni yönetimin iklim gündemini nasıl şekillendireceği sorularını öne çıkardı. İklim ve sivil toplum alanında çalışan uzmanlar, bazı adayların krizin aciliyetini küresel gündemde geri plana itebileceği uyarısında bulunuyor.

Guterres, görev süresi boyunca iklim krizi konusunda BM’nin en sert ve açık sözlü yöneticilerinden biri oldu. Fosil yakıt şirketlerini “iklim kaosunun vaftiz babaları” olarak niteleyen Guterres, hükümetlerin sera gazı emisyonlarını azaltmadaki başarısızlığını da “cehenneme giden bir otoyolda” ilerlemek şeklinde tanımladı.

Genel Sekreter’in kriz karşısındaki ısrarcı tutumu ve güçlü çıkar gruplarıyla karşı karşıya gelmekten kaçınmaması, uzmanlar tarafından önemli bir siyasi etki olarak değerlendiriliyor. Bu yaklaşımın hükümetleri iklim politikalarındaki eksiklikleriyle yüzleşmeye zorladığı, popülizm ve dezenformasyonun yükselişine rağmen Paris İklim Anlaşması’nın hedeflerini uluslararası gündemde tuttuğu belirtiliyor.

Guterres’in ikinci beş yıllık görev süresini tamamlayarak ayrılacağı 31 Aralık yaklaşırken, BM Genel Kurulu için New York’ta toplanan hükümet ve devlet başkanlarının öncelikli gündemlerinden birini de halef seçimi oluşturuyor.

Adayların iklim yaklaşımı tartışılıyor

Guterres’in yerine geçmesi beklenen güçlü adayların bir bölümünün iklim kriziyle mücadelede daha temkinli bir tutum sergilemesi, endişeleri artırıyor. Uzmanlar, özellikle etkili ülkelerin desteğini alabilecek bazı isimlerin seçilmesinin iklim politikaları açısından “felaket” sonuçlar doğurabileceğini ifade ediyor.

Arjantinli diplomat ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Rafael Grossi, Senegal’in eski Cumhurbaşkanı Macky Sall ile Uganda’da daha önce cumhurbaşkanlığına aday olan ve BM Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde çocuklar ile silahlı çatışmalar alanında çalışan Olara Otunnu, tartışılan isimler arasında bulunuyor.

BM çalışanları ve uzmanlara göre Grossi’nin Donald Trump’la yakın ilişki kurmaya çalıştığı ve iklim krizini inkâr eden Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei ile bağlarını sürdürdüğü belirtiliyor. İsmini açıklamayan bir gözlemci, Grossi’nin doğrudan iklim inkârcısı olmadığını ancak söz konusu ilişkilerin iklim konusunu öncelik listesinin alt sıralarına çekebileceğini söyledi.

Macky Sall ise Afrika’da birçok liderin kalkınma için geçiş yakıtı olarak gördüğü doğal gazın savunucularından biri olarak değerlendiriliyor. Gözlemciler, Afrika’nın enerji çıkarlarıyla iklim politikaları çatıştığında Sall’ın ne ölçüde kararlı bir tutum alacağının belirsiz olduğunu belirtiyor.

Uganda’nın önemli petrol ve gaz rezervlerine sahip olması ve bu kaynakları işletmeyi planlaması nedeniyle Otunnu’nun da ülkesindeki fosil yakıt arama politikalarına ilişkin siyasi baskıyla karşılaşabileceği ifade ediliyor. Bir uzman, Otunnu’nun kalkınma hedefleri ile iklim kısıtlamaları arasında tercih yapması gerektiğinde nasıl davranacağının önemli bir soru işareti olduğunu dile getirdi.

Uluslararası iklim hareketi 350.org’un siyasi strateji sorumlusu Andreas Sieber ise adaylar arasındaki cinsiyet farkına dikkat çekerek, beş kadın adayın güvenilirlikten güçlü ikna kabiliyetine kadar uzanan bir profile sahip olduğunu, erkek adayların ise geçmiş yüzyıla ait bir görev tanımı için yarışıyor izlenimi verdiğini söyledi.

Buna karşılık bazı adayların iklim politikaları bakımından daha güçlü bir geçmişi bulunuyor. Guyanalı Carolyn Rodrigues-Birkett, yerli halkların hakları ve sosyal kalkınmanın yanı sıra daha adil iklim finansmanı için mücadele etti. Kosta Rikalı ekonomist Rebeca Grynspan da iklim krizini gelişmekte olan ülkelerin borç sorunuyla birlikte ele alarak iki meselenin birbirinden ayrılamayacağını savundu.

İklim diplomasisi için geri adım endişesi

Şili’nin eski Cumhurbaşkanı Michelle Bachelet, hükümetlerin iklim eylemini bir tercih değil zorunluluk olarak görmesi gerektiğini söyledi. Ancak Bachelet’in bu hafta yarıştan çekildiği bildirildi. Ekvador’un eski Dışişleri Bakanı María Fernanda Espinosa, ülkesinin çeşitli BM iklim konferanslarındaki müzakere heyetlerine başkanlık etmişti. Doğa koruma programlarıyla tanınan Ekvadorlu eski Bakan Ivonne Baki ise emisyon azaltımlarının etkililiğine ilişkin şüphelerini dile getirmesi nedeniyle iklim aktivistlerinin tepkisini çekti.

Cape Town Üniversitesi Nelson Mandela Kamu Yönetimi Okulu Profesörü Carlos Lopes, iklim diplomasisinin giderek daha güçlü jeopolitik engellerle karşılaştığını belirtti. Lopes, iklim meselesinin uluslararası gündemde açıkça değil, sessiz biçimde geri plana itildiği bir eğilimin ortaya çıktığını söyledi.

Yeni genel sekreterin, Trump yönetiminin cesaretlendirdiği ve yüksek akaryakıt fiyatlarının sağladığı kârlarla güçlenen fosil yakıt çıkarlarıyla mücadele etmesi gerekecek. Ayrıca yapay zekânın gelecekte büyük bir emisyon kaynağına dönüşüp dönüşmeyeceği konusunda da BM’nin yaklaşımı belirleyici olabilir.

Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 zirvesinde öne çıkacak elektrifikasyon konusu, yeni dönemin öncelikli başlıklarından biri olarak görülüyor. İran savaşı sonrasında artan petrol bağımlılığı endişeleri de bu alandaki çabaların önemini artırıyor. Bununla birlikte iklim finansmanının yoksul ülkelere hâlâ yeterince ulaşmadığı, çok sayıda iklim diplomasisi aktörünün ise BM’yi küresel iklim eyleminin temel dayanaklarından biri olarak gördüğü belirtiliyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu