AB’nin Yeni Takograf Düzenlemesi Türkiye’yi Zor Durumda Bıraktı
AB’nin yeni takograf düzenlemesi, Türkiye’nin ekspres lojistik sektöründe büyük sorunlara yol açtı. Nakliyeciler acil çözüm bekliyor.
Türkiye’nin ekspres lojistik alanındaki en önemli unsurlarından biri olan minivan araçlar, Avrupa Birliği’nin (AB) 1 Temmuz’da yürürlüğe giren yeni dijital takograf uygulaması nedeniyle ciddi bir sıkıntı yaşıyor. Bu durum, altyapı eksiklikleri ve uluslararası yasal boşluklar nedeniyle nakliyecilerin Avrupa yollarında haksız ceza riskiyle karşı karşıya kalmasına yol açıyor. Nakliyeciler, bu sorunun acil diplomatik çözümlerle giderilmesini talep ediyor.
Yeni düzenlemeler, azami yüklü ağırlığı 3,5 tonun üzerinde olan araçlar için geçerli olan sürüş ve dinlenme sürelerini, artık 2,5 ton ile 3,5 ton arasındaki minivan ve panelvan tipi hafif ticari araçları da kapsayacak şekilde genişletiyor. Bu kurala göre, sürücüler 4,5 saatlik sürüşten sonra 45 dakika mola vermek ve ikinci 4,5 saatlik sürüşten sonra en az 9 saat dinlenmek zorunda. Ancak Türkiye’deki lojistik firmaları, teknik altyapı yetersizlikleri ve yasal gri alanlar nedeniyle bu kurallara uyum sağlamakta büyük zorluklar yaşıyor.
Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) AETR Sözleşmesi ve Takograf Danışmanı Bilal Yeşil, sektördeki bilgi kirliliğine ve yetkililerin geç kalmış tepkilerine dikkat çekti. Türkiye’nin taraf olduğu AETR Sözleşmesi’nin değişmesini beklemek zorunda olduklarını belirten Yeşil, mevcut kuralların geçerliliğini vurguladı. AETR Sözleşmesi’ne göre, takograf takmak zorunda olan araçlar sadece 3,5 ton üzeri araçlar. Dolayısıyla Türkiye’de tescilli 2,5 ton üzeri van ve kamyonetlerin takograf takma zorunluluğu bulunmuyor. Ancak Avrupa’nın kullandığı 2. nesil dijital takografları yasal olarak kullanamıyoruz ve teknik olarak bu cihazların Türkiye’de tamir ve kalibrasyonunu yapmak mümkün değil.
Bu durum, Avrupa’daki bazı polislerin yasal mevzuatı tam bilmemesi nedeniyle Türk minivanlarına haksız cezaların kesilmesine yol açabiliyor. Yeşil, firmaların sürücüleri önceden bilgilendirmesi ve kesilen cezalara karşı yargı yoluna başvurarak haklarını talep etmeleri gerektiğini ifade etti.
Bu yeni düzenlemenin ihracatçılar için büyük bir engel oluşturduğunu belirten Yeşil, Avrupa’ya 48 saatte ulaşan minivanların hız avantajının ortadan kalktığını vurguladı. Minivan sürücüleri, büyük araçlardaki gibi yataklı kabinleri olmadığı için araç dışında konaklamak zorunda kalıyor; bu da sektöre ek maliyetler getiriyor. Bu krizin çözümü için diplomatik girişimlerin şart olduğunu savunan Yeşil, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı’nın acilen harekete geçmesi gerektiğini belirtti. İlgili bakanlıkların AB Komisyonu ve Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE) nezdinde yazılı girişimlerde bulunarak üye ülkeleri uyarması talep ediliyor. Aksi takdirde, ihracatın 48 saatlik teslimat süresi 3,5 güne çıkacak ve ek konaklama maliyetleri lojistik operasyonlarına ağır bir yük getirecek. Türkiye’deki tüm araçlar için yeni nesil takograf takma zorunluluğunun ise anlaşmalardaki müzakerelere bağlı olarak en erken 2028 yılında başlaması bekleniyor.
Türkiye’deki lojistik şirketlerinin filosunda 5 binin üzerinde minivan ve panelvan aracı bulunduğu tahmin ediliyor. Artan ihracat hacmi ve yetersiz sınır kapasiteleri nedeniyle TIR kuyruklarında dört güne kadar beklemeler yaşanıyor; bu da ihracatçıları ve lojistik firmalarını alternatif çözümler aramaya itiyor. Geçiş belgesi kotalarından ve ağır gümrük prosedürlerinden muaf olan minivan araçlar, sınır geçişlerini hızlandırarak Avrupa’ya varış süresini iki güne kadar düşürüyor. Acil ihracat yükleri, bu hafif ticari araçlar sayesinde havayoluna kıyasla daha düşük maliyetle ve kapıdan kapıya çok daha hızlı bir şekilde teslim edilebiliyor.
Nakliye sektörü, yaşanabilecek olumsuzluklara karşı harekete geçmiş durumda. Eyüp Lojistik Express Minivan Direktörü Ersin Bartık, yeni düzenlemenin teslimat sürelerini 3,5 güne uzatması ve ağır cezaların gündeme gelmesi üzerine, takograf zorunluluğuna girmeyen 2,5 ton altı araçlardan oluşan ‘Jet Taksi’ hizmetini devreye aldıklarını belirtti. Bu sistemle Avrupa’ya 48 saatte ekspres teslimat garantisini sürdüreceklerini ifade eden Bartık, altyapısı yetersiz küçük firmaların piyasadan çekilmek zorunda kalacağını ve ihracatçıların ambalaj alışkanlıklarını değiştirmek zorunda kalacaklarını vurguladı.
Batu Logistics Genel Müdürü Efe Göktuna, minivan ve lorry tipi araçların TIR’larla aynı sürüş kurallarına tabi olmasının, ‘tek sürücüyle hızlı teslimat’ modelini zorlaştıracağını ve operasyonlarda maliyetleri artıracağını öngördü. Acil yüklerde bu maliyet artışına rağmen ‘çift şoför’ sistemine geçileceğini belirten Göktuna, geleneksel ‘ekspres servis’ algısının yerini daha planlı ve güvenli olan ‘Teslimat Süresi Garantili’ servislerin alacağını ifade etti. Raben Türkiye Genel Müdürü Selman Çoban ise takograf zorunluluğunu trafik emniyeti, sürücü güvenliği ve adil rekabet adına bir ‘hizalanma’ olarak değerlendirdiklerini, kurdukları parsiyel taşımacılık altyapısıyla bu dönüşüme hazır olduklarını belirtti. Çoban, araç doluluğunu beklemeden, tek bir palet yükünü dahi planlanmış günlük sefer saatinde yola çıkardıklarını ve ilgili ülkede 24 saat içinde teslimatını gerçekleştirdiklerini ifade etti. Bu dönemde asıl odak noktalarının sadece araç bulmak değil, uçtan uca güvenli bir operasyon yönetebilmek olduğunu vurguladı.




