Orman Yangınlarında Kritik Eşik: 30-30-30 Koşulları
30-30-30 koşulları orman yangınları için kritik risk oluşturuyor. Uzmanlar, bu dönemlerde dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Doğanay Tolunay, orman yangınları açısından kritik bir eşik olan 30-30-30 koşullarının, hava sıcaklığının 30 derecenin üzerine çıkması, nem oranının %30’un altına düşmesi ve rüzgar hızının saatte 30 kilometreyi aşması durumunda meydana geldiğini belirtti. Bu koşulların yaşandığı günlerde kırmızı alarm seviyesinde uyarılar yapılması gerektiğini ifade eden Tolunay, Türkiye’de orman yangınlarının en yüksek risk döneminin genellikle 1 Mayıs ile 1 Kasım arası olduğunu ve özellikle yaz aylarında meteorolojik koşulların yangınların çıkışını tetiklediğini vurguladı.
İklim değişikliğinin etkisiyle yüksek yangın riskinin eylüle kadar devam edebileceğine dikkat çeken Tolunay, meteorolojik veriler doğrultusunda alarm seviyelerinin artırılması gerektiğini söyledi. 30-30-30 koşullarının yaşandığı bölgelerde, insanların yangın konusunda dikkatli olmaları gerektiğini belirten Tolunay, bu durumun bir yangın kültürü haline gelmesi gerektiğini ifade etti. Yangın riskinin belirlenmesinde yeşil, sarı ve kırmızı renklerle bir sistem oluşturulması gerektiğini dile getirdi.
Kurutucu rüzgarların bitki örtüsündeki nemi azaltarak yangın riskini artırdığına dikkat çeken Tolunay, özellikle Akdeniz Bölgesi’nde kuzeydoğudan esen poyraz ve Karadeniz’de güneybatıdan esen lodos rüzgarlarının etkili olduğunu belirtti. Bu rüzgarların, canlı ağaçların su kaybını artırdığını ve kuru ot ile yapraklardaki nemi azalttığını ifade eden Tolunay, bu koşulların ormanları barut fıçısına dönüştürdüğünü vurguladı. Rüzgarın hızının artmasıyla yangınların daha hızlı yayıldığını belirten Tolunay, 2021’deki Manavgat yangınında alevlerin saatte 8-10 kilometre, Çanakkale’deki yangınlarda ise saatte 5-6 kilometre hızla ilerlediğini aktardı.
Yangınların hızlı yayılmasının müdahaleyi zorlaştırdığını ve yerleşim alanlarının korunması için süreyi azalttığını ifade eden Tolunay, şiddetli rüzgarların kıvılcımları taşıyarak yeni yangınların çıkmasına neden olabileceğini söyledi. Rüzgar hızının saatte 50, 60 veya 80 kilometreye çıkması durumunda riskin daha da arttığını belirten Tolunay, bu durumda alarm seviyesinin yükseltilmesi gerektiğini vurguladı. Şiddetli rüzgarların, hava araçlarının güvenli bir şekilde görev yapmasını zorlaştırdığını ve suyun hedefe doğru bırakılmasının güçleştiğini ifade etti.
Orman yangınlarının önlenmesi için yanıcı madde yönetiminin önemine değinen Tolunay, bağ, bahçe ve evlerin çevresindeki kuru otların biçilerek uzaklaştırılması gerektiğini belirtti. Orman alanları ile yerleşimler arasında tampon alanlar oluşturulmasının ve yangına dayanıklı malzemelerin kullanılmasının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, çatı sulama sistemleri gibi uygulamaların da değerlendirilebileceğini belirten Tolunay, bitkilerin sulanmasının tutuşma riskini azaltabileceğini ifade etti. Riskli bölgelerde, sorumlu kurumların kuru ot ve kolay tutuşabilen materyalleri temizlemesi gerektiğini söyledi.
Yaban hayatının yanıcı madde yönetiminde önemli bir rol oynayabileceğine dikkat çeken Tolunay, otçul hayvanların ormanlardaki yanıcı madde yükünü azaltma potansiyeline sahip olduğunu belirtti. Türkiye’nin tür çeşitliliği açısından zengin olduğunu ancak geyik ve karaca gibi otçul memelilerin popülasyonlarının birçok bölgede yeterince yoğun olmadığını vurguladı. Keçilerin kontrollü otlatma yoluyla yanıcı madde yükünü azaltabileceğini ancak bu yöntemin her bölgeye uygulanamayacağını ifade etti. Ormanların tamamında kuru ot ve yaprakların temizlenmesinin doğru olmadığını belirten Tolunay, bu materyallerin toprağa besin sağladığını, dolayısıyla çalışmaların yüksek riskli bölgelerde yoğunlaştırılması gerektiğini söyledi.
Kritik meteorolojik koşulların görüldüğü günlerde kaynak makinesi kullanılmaması, kıvılcım oluşturabilecek ekipmanlarla çalışmaya ara verilmesi gerektiğini belirten Tolunay, turistik tesislerin de personelini bilinçlendirmesi ve olası tahliyeler için hazırlık yapması gerektiğini vurguladı.




