Usta-Çırak İlişkisi: Eğitimde Yeni Bir Dönem Gerekiyor

Usta-çırak ilişkisi, okul eğitimine karşı değil; gençlerin iş hayatına hazırlık sürecinde kritik bir rol oynuyor.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, okul eğitimine karşı bir duruşum yok. Ancak, yalnızca ders kitapları arasında kalan gençlerin iş dünyasına adım attıklarında karşılaştıkları zorlukları bizzat gözlemlemiş biri olarak, eğitim sisteminin gençleri hayata yeterince hazırlamadığını söylemekte bir sakınca görmüyorum.

İş hayatına atılan gençlerimizin, sektördeki ihtiyaçlara uygun niteliklere sahip olmamaları, uzun yıllardır tartışılan bir mesele. Konu sürekli gündeme geliyor, çözüm önerileri sunuluyor ama uygulamaya geçildiğinde işler yavaş ilerliyor. Bu yavaşlığın sorumluluğu sadece bürokratlar, siyasetçiler veya iş insanları ile sınırlı değil; toplumun tüm kesimleri bu durumdan sorumludur.

Meslek liselerinin geçmişteki etkisini ve Türk üretim sektörüne katkılarını hatırlamak bu noktada önemlidir. Özellikle otomotiv yan sanayisinde, teknik öğretmen kökenli sanayicilerin oluşturduğu sağlam temeller göz ardı edilemez. Bu kişilerle ve onların yetiştirdiği öğrencilerle uzun yıllar boyunca iletişim kurdum ve işbirlikleri gerçekleştirdim. Buradan çıkan temel gerçek, deneyimle desteklenmeyen eğitimin yetersiz kalacağıdır. Teorik bilgiye sahip olanlar, uygulama yapabilenlerdir; bu da üretim, ürün geliştirme, Ar-Ge ve inovasyon süreçlerini etkiler.

Teorik eksiklikleri olan birinin sadece üretim yaparak ilerlemesi, bir gün önünü tıkayabilir. Aynı şekilde, teoride güçlü olanların da üretim hayatına adım attıklarında zorluk yaşayacakları kesindir. İşbirliği yaptığım dostlarımın yaşadığı sıkıntıları biliyorum ve bu durumun çözümü için önerim, gençlerin eğitim süreçlerinde iş hayatına dahil edilmeleri ve mesleklerini öğrenmeleridir.

Meslek okullarında bu tür uygulamalar yapılmaya çalışılıyor ancak gençlere ucuz iş gücü muamelesi yapılmaması gerektiği de unutulmamalıdır. Örneğin, doktorlarımız hastanelerde çalışarak, hasta bakarak ve nöbet tutarak deneyim kazanıyorlar. Avukatlarımız ise mezuniyet sonrası ustalarının yanında çalışarak mesleki tecrübelerini artırıyor. Bu tür uygulamaları diğer mesleklere neden entegre etmiyoruz?

Ayrıca, okullarımızda sektörlerinde tanınmış, deneyimli iş insanlarının öğretici olarak yer alması için neden gerekli adımlar atılmıyor? Öğrencilerin öğrenim süreleri boyunca sektör stajı yapmaları neden zorunlu kılınmıyor? İş yerlerine stajyer çalıştırma yükümlülüğü neden getirilmiyor? Stajyerlere, iş yerlerinde çay getirmek veya fotokopi çekmek gibi nitelik gerektirmeyen işler yaptırmak yerine, gerçek iş deneyimi kazandırmak için neden çaba gösterilmiyor? Bu durum, gençlerin iş hayatına olan heveslerini kırmakta ve iş yaşamından soğumalarına neden olmaktadır.

İş yerleri, işe alımlarda deneyimli kişileri yaşları nedeniyle dışlayarak, onların yıllar içinde kazandıkları deneyimlerini yeni gelenlerle paylaşmalarını sağlamıyor. Yetişmiş eleman ağacının olmadığı gerçeği, deneyime değer veren ve bunu paylaşan iş insanlarının varlığına bağlıdır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu