Limanların Değişen Hukuki Rejimi Mersin’de Tartışıldı

Limanların değişen hukuki rejimi, Mersin’de düzenlenen uluslararası sempozyumda deniz emniyeti, yeşil dönüşüm ve liman diplomasisi başlıklarıyla ele alındı.

Küresel ticaretin kritik unsurlarından limanların dönüşen işlevi ve limanların değişen hukuki rejimi, Mersin’de gerçekleştirilen uluslararası sempozyumda kapsamlı biçimde değerlendirildi. Mersin Deniz Ticaret Odası’nın ev sahipliğinde, Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (DEHUKAM) ve Mersin Uluslararası Limanı (MIP) iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, 3 Eylül’de başladı.

Ulusal ve uluslararası akademisyenlerin yanı sıra kamu kurumlarının temsilcileri, diplomatik misyonlar ve denizcilik sektörünün önde gelen isimlerini buluşturan sempozyumda; limanların hukuki statüsü, akıllı liman uygulamaları, deniz emniyeti, çevresel dönüşüm ve uluslararası ticaret bağlantıları farklı yönleriyle ele alındı.

Deniz emniyeti ve yeni hukuki gereklilikler

Sempozyumun açılışında Türkiye Büyük Millet Meclisi 26. Başkanı İsmet Yılmaz, DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel, MDTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bedii Canatan ve MIP Finans Direktörü Erdal Tonguç konuştu. Katılımcılar, yakın dönemde Girne ve Marmara’da meydana gelen deniz kazalarında yaşamını yitirenler için başsağlığı dileklerini iletirken, deniz emniyetinin insan hayatı bakımından taşıdığı öneme dikkat çekildi.

İsmet Yılmaz, küresel ticarette limanların üstlendiği yeni role ve denizcilik hukukunun geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uluslararası deniz ticaretinin sürdürülebilirliği için öngörülebilir ve kapsayıcı bir hukuki yapının zorunlu hale geldiğini belirten Yılmaz, liman hukukunun devlet egemenliğiyle serbest ticaretin kesiştiği alanda konumlandığını ifade etti.

Bayrak devleti denetimlerinin tek başına yeterli olmadığını kaydeden Yılmaz, liman devleti denetimlerinin deniz güvenliğini tamamlayan önemli bir mekanizmaya dönüştüğünü söyledi. Bu denetimlerin temel amacının gemilere ceza vermek değil, standartların altında kalan taşımacılığı önlemek, deniz çevresini korumak ve haksız rekabeti engellemek olduğu vurgulandı.

Yılmaz ayrıca Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün net sıfır emisyon hedeflerine işaret ederek limanların metanol, hidrojen ve amonyak gibi yeni nesil yakıtlar için gerekli altyapıyı geliştirmesi gerektiğini belirtti. Blockchain ve yapay zekâ gibi teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte, yenilikleri destekleyen ancak hukuki dengeyi koruyan düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu aktardı.

Limanların stratejik rolü ve sektörel sorumluluk

DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel, limanların yalnızca yük elleçlenen fiziksel tesisler olmaktan çıktığını, ticaret, güvenlik, teknoloji ve çevre politikalarının kesiştiği çok yönlü merkezlere dönüştüğünü söyledi. Karbon salımının azaltılması ve yeşil liman uygulamalarının denizciliğin geleceğini şekillendirdiğini belirten Önel, otonom gemilerle akıllı limanların ortaya çıkardığı yeni koşullar karşısında ulusal yetkiler ile uluslararası yükümlülükleri dengeleyecek bir hukuk anlayışına ihtiyaç bulunduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin çevre politikalarına da değinen Önel, Nisan 2025’te yayımlanan Türkiye Deniz Mekansal Planlama Haritası ile Ağustos 2026’da Kuzey Ege’de ilan edilen ilk deniz milli parklarının ekosistemin korunmasına yönelik somut adımlar olduğunu ifade etti.

Bedii Canatan ise sempozyumda görüşülen teknik ve hukuki konuların, küresel ticaretin günlük işleyişini doğrudan etkilediğini belirtti. Teknolojik ilerlemelere rağmen güvenli deniz ticareti için güçlü bir hukuki zeminin vazgeçilmez olduğunu söyleyen Canatan; akıllı limanlarda meydana gelebilecek kazalarda sorumluluğun nasıl belirleneceği, otonom sistemlerin yol açtığı zararların hangi kurallara göre çözüleceği, dijital işlemlerde hangi ülke hukukunun uygulanacağı ve yeşil dönüşüm yükümlülüklerinin nasıl denetleneceği sorularının sektörün öncelikli gündeminde yer aldığını kaydetti.

MIP Finans Direktörü Erdal Tonguç, günümüz limanlarının ulusal egemenlik, kamu otoritesi ve özel işletmeciliğin bir arada bulunduğu karmaşık hukuki yapılar olduğunu ifade etti. Mersin’in üretim bölgelerini dünya pazarlarına bağlayan stratejik bir ticaret merkezi olduğuna dikkat çeken Tonguç, limanların hukuki ve operasyonel dönüşümünü konu alan sempozyumun kentte düzenlenmesinin önem taşıdığını söyledi.

Liman diplomasisi ve uluslararası bağlantılar

Sempozyumun ilk paneli, Büyükelçi Suat Hayri Aka’nın moderatörlüğünde “Denizcilik Bağlantısallığı ve Liman Diplomasisi” başlığıyla gerçekleştirildi. Oturumda limanların ülkeler arasındaki ticari ve diplomatik ilişkilerdeki rolü ele alındı. Aka, denizciliğin doğası gereği uluslararası bir alan olduğunu ve limanların küresel ticaretle ulusal yargı yetkisinin kesiştiği başlıca noktalar arasında bulunduğunu belirtti.

Liman diplomasisinin siyasi söylemlerden çok ortak hukuki standartlara, öngörülebilirliğe ve karşılıklı güvene dayandığını ifade eden Aka’nın ardından uluslararası temsilciler görüşlerini paylaştı. Malezya Ankara Büyükelçisi Adlan Bin Mohd Shaffieq, Malakka Boğazı’nın tarihsel önemine değinerek açık ve tarafsız deniz yollarının korunması gerektiğini vurguladı. Büyükelçi, dijital tek pencere sistemleri ve sürdürülebilir limanların yanı sıra Johor-Singapur Özel Ekonomik Bölgesi’ni bağlantısallık açısından örnek gösterdi.

Singapur Ankara Büyükelçisi Li Peng Kok, ülkesinin sorumlu bir bayrak ve liman devleti olarak ekonomik diplomaside önemli bir platform işlevi gördüğünü söyledi. Uluslararası güvenin şeffaf ve tutarlı düzenleyici kurallarla sağlanabileceğini belirten Li, Malakka ve Singapur boğazlarındaki transit geçiş hakkının korunmasının ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne dayalı düzenin sürdürülmesinin önemine işaret etti.

Panama İstanbul Başkonsolosu Juan Jaime Delvalle ise Panama Kanalı’nın 1999’dan bu yana yönetimi ve kapasite artışı hakkında bilgi verdi. Yılda 13 binden fazla gemiye hizmet veren kanal açısından küresel ısınma ve iklim değişikliğinin en önemli stratejik tehditlerden biri olduğunu belirten Delvalle, faaliyetlerin kesintisiz sürdürülebilmesi için dayanıklı altyapının hayati önem taşıdığını kaydetti.

Sempozyumun devamındaki panellerde denizciliğin hukuki çerçevesi, sivil limanların uluslararası statüsü, terk edilmiş gemiadamlarının karşılaştığı sorunlar ve enkaz kaldırma sözleşmeleri gibi güncel başlıklar da görüşüldü.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu