Gazze’deki Ateşkes Sürecinin Altı Aylık Bilançosu Korkutucu
Gazze’deki ateşkes sürecinin bilançosu, ihlaller ve insani krizle dolu bir tablo sunuyor.
Gazze’deki Hükümet Medya Ofisi, 10 Ekim 2025’te başlayan ateşkes sürecine ilişkin kapsamlı bir rapor yayımladı. Bu rapor, geride kalan altı ayda bölgede tam anlamıyla bir sükunetin sağlanamadığını ve mutabakatın uygulanmasında önemli aksaklıklar yaşandığını gözler önüne seriyor. Resmi verilere göre, İsrail ordusu bu süre zarfında ateşkes koşullarını toplamda 2 bin 400 kez ihlal etti.
Gazze Şeridi’nde 10 Ekim 2025 tarihinde taraflar arasında sağlanan ateşkes, bölgedeki insani krizi hafifletmeyi ve kalıcı bir barış ortamı oluşturmayı amaçlıyordu. Ancak, altı aylık sürecin sonunda Gazze Hükümet Medya Ofisi tarafından açıklanan veriler, sahadaki durumun diplomatik beklentilerin çok gerisinde kaldığını gösteriyor.
İsrail ordusunun operasyonel faaliyetleri incelendiğinde, ihlallerin rastgele değil, sistematik bir şekilde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Altı ay içerisinde gerçekleştirilen 1.109 bombardıman ve 921 ateş açma vakası, sivil yerleşim alanlarını tehdit eder hale geldi. Bu saldırılar sonucunda yaşamını yitiren 754 kişinin büyük çoğunluğunun çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşması, çatışmaların sivil yaşam alanlarına doğrudan sirayet ettiğini kanıtlıyor.
Resmi kayıtlara göre, 97 askeri baskın ve 273 mülk yıkımı, bölgedeki imar ve barınma çabalarını neredeyse imkansız hale getirdi. Yaralanan 2 binden fazla kişinin tedavi süreçleri, saldırıların sürekliliği nedeniyle olumsuz etkilendi. Ayrıca, alıkonulan 50 sivilin durumu ise belirsizliğini koruyor.
Ateşkes metninin en önemli unsurlarından biri olan insani koridorun işleyişi, gelinen noktada sürecin en zayıf halkası olarak dikkat çekiyor. Gazze’nin temel ihtiyaçlarını karşılaması beklenen 110 bin 400 yardım TIR’ından yalnızca 41 bin 714’ünün geçiş yapabilmiş olması, bölgedeki gıda ve tıbbi malzeme krizini kalıcı hale getirdi. Özellikle yakıt sevkiyatında yaşanan yüzde 85’lik aksama, hastanelerdeki jeneratörlerin çalışamaz hale gelmesine ve su arıtma tesislerinin kapasitesinin düşmesine yol açtı.
Refah Sınır Kapısı üzerinden sağlanması planlanan geçişlerin de son derece kısıtlı tutulması, binlerce yaralı ve hasta için kritik olan dış tedavi imkanlarını ortadan kaldırdı. 36 bin kişilik listeden sadece 2 bin 703 kişinin geçişine izin verilmesi, insani protokollerin askeri kısıtlamaların gölgesinde kaldığını göstermektedir. Uluslararası denetim mekanizmalarının bu ihlaller karşısındaki sessizliği, Gazze’de sadece askeri değil, aynı zamanda idari ve lojistik bir kuşatmanın da ateşkes süresince devam ettiğini ortaya koyuyor.




