İklim geri besleme döngüleri ısınmayı yüzde 30 artırıyor
İklim geri besleme döngüleri, çözülen donmuş topraklar ve artan yangınlarla küresel ısınmayı yüzde 30’a kadar artırabilir.
Yeni bir araştırma, küresel ısınmanın ormanlar, sulak alanlar ve tundralar gibi doğal ekosistemlerde yarattığı dönüşümün iklim krizini daha da hızlandırabileceğini ortaya koydu. Çalışmaya göre çözülen donmuş topraklar, artan orman yangınları ve ısınan sulak alanlar; atmosfere metan ile karbondioksit salımını artırarak küresel ısınmayı yüzde 30’a kadar yükseltebilir.
Fosil yakıtların yakılmasıyla sıcaklıkların artması, yüksek enlemlerdeki donmuş toprakların çözülmesine, ormanların kuruyarak daha sık ve şiddetli yanmasına, göller ile sulak alanların ısınmasına neden oluyor. Bu süreçler, ağaçlarda ve toprakta depolanan sera gazlarının atmosfere karışmasına yol açıyor. Ortaya çıkan ek emisyonlar da sıcaklıkların daha fazla yükselmesine neden olarak bir iklim geri besleme döngüsü oluşturuyor.
Stanford Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü ve Environmental Research Letters dergisinde yayımlanan çalışmada, doğal kaynaklardan gelen bu ek ısınmanın kayda değer boyutlara ulaşabileceği belirtildi. Bilim insanları, kömür, petrol ve doğal gaz kullanımından kaynaklanan doğrudan emisyonların etkisini büyüten bu süreçlerin uzun süredir bilindiğini, ancak iklim projeksiyonlarında çoğunlukla yeterince hesaba katılmadığını vurguladı.
Araştırmaya göre söz konusu doğal süreçler, ülkelerin iklim politikalarına ve emisyon azaltım hızına bağlı olarak yüzyılın sonuna kadar küresel ortalama sıcaklığa 0,2 ila 0,4 derece arasında ek yük getirebilir. Küresel sıcaklıktaki küçük artışlar dahi ölümcül sıcak hava dalgaları, seller ve kuraklıklar gibi aşırı hava olaylarının riskini önemli ölçüde değiştirebiliyor.
İklim politikaları yeniden değerlendirilmeli
Birleşmiş Milletler, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme göre 1,5 dereceyle sınırlama hedefinin önümüzdeki birkaç yıl içinde aşılabileceğini bildirdi. Örgüt, bu durumun sıcak hava dalgaları ve orman yangınları gibi etkilerin daha hızlı ortaya çıkmasına, daha şiddetli yaşanmasına ve daha uzun sürmesine yol açacağı uyarısında bulundu.
Yeni çalışma ise ısınmanın mevcut iklim projeksiyonlarında öngörülenden daha yüksek olabileceğine dikkat çekiyor. Araştırmanın başyazarı Sam Abernethy, doğal kaynaklardan gelen emisyonların iklim politikalarına yön veren modellerde eksik bir çarpan oluşturduğunu ve bu nedenle gelecekte karşılaşılacak ısınmanın olduğundan düşük hesaplanabileceğini söyledi.
Çalışmanın ortak yazarı Rob Jackson da karbon döngülerindeki bozulmanın artık gerçek zamanlı olarak gözlemlendiğini belirtti. Jackson, elde edilen sonuçların bir uyarı niteliği taşıdığını ve doğal geri besleme süreçlerinin yeni nesil iklim politikalarına dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.
Bilim insanları uzun süredir Grönland ve Antarktika’daki buz tabakalarının erimesi, donmuş toprakların çözülmesi, kritik okyanus akıntılarının değişmesi ve Amazon ormanlarının savanlaşması gibi gelişmelerin iklim eşik noktalarını tetikleyebileceği konusunda uyarıyor. Bu eşiklerin aşılması halinde iklim sistemi, insan müdahalesinin denetleyici etkisinin ötesinde, hızlı ve kontrol edilmesi güç bir değişim sürecine girebilir.
Emisyon azaltımı ek ısınmayı sınırlayabilir
Araştırma, fosil yakıt kaynaklı kirliliğin azaltılması halinde doğal ekosistemlerden kaynaklanacak ilave emisyonların da düşeceğini gösterdi. Emisyonların hızlı biçimde azaltıldığı en iyimser senaryoda, doğal kaynakların küresel sıcaklığa yaklaşık 0,2 derece ekleyeceği hesaplandı. Yüksek emisyonların sürdüğü en kötü senaryoda ise ek sıcaklık artışının 0,4 dereceye ulaşabileceği tahmin edildi.
Oregon State Üniversitesi’nden ekolog Bill Ripple, çalışmanın sıcaklıktaki küçük artışların bile neden önemli olduğunu gösterdiğini söyledi. Ripple’a göre gezegen ne kadar fazla ısıtılırsa atmosfere daha fazla sera gazı taşıyan doğal süreçlerin harekete geçme riski de o kadar büyüyor. Bu nedenle fosil yakıt emisyonlarının hızla azaltılması daha da acil hale geliyor.




