İran’a Olası Saldırı Petrol Fiyatlarını Yükseltebilir
İran’a olası bir askeri müdahale, petrol fiyatlarını yükseltebilir ve ABD’deki benzin fiyatlarını etkileyebilir.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik olası bir askeri müdahale ihtimalini gündeme getirmesi, petrol piyasalarında önemli dalgalanmalara neden oldu. İran, dünya genelinde en büyük üçüncü petrol rezervine sahip olmasının yanı sıra, küresel petrol taşımacılığında kritik bir rol oynayan Hürmüz Boğazı’nı kontrol ediyor. Böyle bir çatışma, petrol fiyatlarını 100 doların üzerine çıkarabilir ve ABD’de benzin fiyatlarının yeniden 3 doların üstüne çıkmasına yol açabilir.
Son günlerde ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığını artırması ve Trump’ın İran’a yönelik bir saldırının olasılığını ima etmesi, petrol fiyatlarının hızla yükselmesine sebep oldu. Trump, İran ile ilgili olarak “Bir adım daha ileri gidebiliriz ya da gitmeyebiliriz. Belki bir anlaşma yapacağız. Önümüzdeki 10 gün içinde göreceksiniz” şeklinde bir açıklama yaptı. Ayrıca, İran’ı barışa ikna etmek amacıyla sınırlı bir saldırı sinyali verdi. Bazı kaynaklar, ABD’nin bu hafta sonunda İran’a saldırı başlatabileceğini öne sürdü.
Küresel referans Brent petrol, Salı gününden bu yana yaklaşık %7 artarak varil başına 70 doların üzerine çıktı. ABD ham petrolü ise son bir ayda 10 dolar değer kazandı. Bu artış, ABD’nin İran’a yönelik önceki saldırılarının ardından gözlemlenen fiyat hareketlerini hatırlatıyor.
İran’ın en büyük avantajlarından biri, Hürmüz Boğazı’nın kuzey kıyısını kontrol etmesidir. Sadece 34 kilometre genişliğindeki bu dar su yolu, günde yaklaşık 20 milyon varil ham petrolün geçişine olanak tanıyor ve bu, küresel petrol üretiminin yaklaşık beşte birine denk geliyor. Basra Körfezi’ndeki petrol zengini ülkeler için Hürmüz Boğazı, küresel pazarlara açılan tek ana kapı konumundadır. İran, bu hafta askeri tatbikat gerekçesiyle boğazı kısmen kapattı ve bu durum Brent fiyatlarını yaklaşık 5 dolar artırdı. Enerji uzmanları, Hürmüz Boğazı’nda uzun süreli bir kesintinin petrol fiyatlarını 100 doların üzerine çıkarabileceğini öngörüyor.
ABD’nin bir saldırı düzenlemesi durumunda İran’ın füze saldırıları veya benzeri yöntemlerle misilleme yapması muhtemel. Geçen yaz ABD üslerine ve İsrail’e yönelik saldırılar bunun örneklerini oluşturdu. Ancak Hürmüz Boğazı’nı tamamen kapatmanın düşük bir ihtimal olduğu düşünülüyor. Bunun nedeni, ABD’nin bölgede güçlü ve artan askeri varlığına karşı İran’ın saldırı altında iken uzun süreli bir petrol ablukası sürdürebilmesinin zor olmasıdır. Ayrıca, İran ekonomisinde petrol, GSYH’nin yalnızca %10-15’ini oluşturmasına rağmen, devlet gelirlerinin yaklaşık yarısı petrol ihracatından gelmektedir. 2019’da Suudi Aramco tesislerine yönelik saldırı sonrası fiyatların hızla yükselmesine rağmen, birkaç hafta içinde normalleşmesi de geçmiş deneyimlerden biridir.
Hürmüz Boğazı’nda tam bir kapanma olasılığı düşük görünse de, olası bir çatışmanın yaratacağı belirsizlik, petrol fiyatlarını mevcut seviyelerin 10 dolar üzerine çıkarabilir. İran, günde yaklaşık 3,2 milyon varil petrol üretiyor ve bu, küresel arzın yaklaşık %4’üne denk geliyor. Yaptırımlara rağmen İran, “gölge filo” olarak adlandırılan gemilerle indirimli satış yaparak ihracatını sürdürmektedir. Petrol fiyatlarının 80 doların üzerine çıkması, ABD’de ortalama benzin fiyatını yeniden galon başına 3 doların üstüne taşıyabilir. Bir ay önce ABD’de ortalama benzin fiyatı 2,80 dolar seviyesindeydi ve şu anda yaklaşık 2,92 dolar düzeyindedir.
Hayat pahalılığı, ABD’de bu yıl yapılacak ara seçimler öncesinde hem Trump hem de Cumhuriyetçiler için kritik bir konu haline geldi. Trump, uzun süredir düşük benzin fiyatlarını başarı hanesine yazıyor. Ancak enerji fiyatlarındaki ani artış, enflasyon baskılarını yeniden gündeme getirebilir. Uzmanlar, geçen yılki enflasyon artışının yaklaşık yarım puanının tarifelerden kaynaklandığını belirtiyor. Petrol fiyatlarındaki artış, bu durumu daha da zorlaştırabilir. ABD’de kamuoyunun ekonomik görünüme ilişkin memnuniyeti tarihsel dip seviyelere yakın seyrediyor ve daha yüksek benzin fiyatları, seçmenlerin ekonomik algısını olumsuz etkileyebilir.
İran’a yönelik olası bir saldırı sonrasında petrol fiyatlarındaki sert artış, Türkiye ekonomisi için de ciddi bir tehdit oluşturabilir. Petrol fiyatlarındaki artış, haftalık ayarlamalar yoluyla hızla pompa fiyatlarına ve belki elektrik fiyatlarına yansıyabilir. Kaba bir hesapla, Brent petrol fiyatında her %10 artış, TÜFE’ye %0.6 kadar ek yük getirebilir. Ancak benzin fiyatları, aynı zamanda tüketicinin enflasyon beklentilerini de etkileyebilir. Yani, 1-3 ay sürecek bir petrol fiyatı artışı, enflasyon beklentilerini yukarı çekerek katılaşmaya yol açabilir. Yine kaba bir hesapla, petroldeki her 10 dolarlık artış, cari açığa 3.5 milyar dolar ek yük getirir. Cari açık, 2026 yılında bir risk konusu olmamakla birlikte, yurt dışından sağlanan finansmanla kolayca finanse edilebilir. Ancak, petrolün uzun süre 80 dolar/varil veya üstünde kalması, yıl sonu cari açık/GSYH oranını %3’ün üzerine çıkarabilir. Bu durumda TCMB’nin güçlü TL politikası sorgulanabilir ve bazı mevduat sahipleri yeniden dövize yönelebilir.
Petrol fiyatlarındaki artışın zamanlaması da kritik bir öneme sahip. Eğer İran ile çatışma 10 gün içinde başlarsa ve petrol fiyatları TCMB’nin Mart toplantısına kadar sürerse, TCMB o toplantıda yapması beklenen 100 baz puan faiz indirimini erteleyebilir.




