İstikbal: Karadeniz’de Ticaret Güvenliği İçin Diplomasi Şart
Deniz Emniyet Derneği Başkanı Dr. Cahit İstikbal, Karadeniz’de ticaret gemilerine yönelik saldırılara karşı diplomasi ve güvenli koridor çağrısında bulundu.
MK TV’de yayınlanan Sine-i Millet programında konuşan Deniz Emniyet Derneği Başkanı Dr. Cahit İstikbal, Karadeniz’deki ticaret gemilerine yönelik saldırıların mürettebatın yaşam alanlarını tehdit eder hale geldiğini ifade etti. İstikbal, bu durumun, özellikle Temmuz 2026’dan itibaren daha da tehlikeli bir boyut kazandığını belirtti ve Türkiye’nin diplomasi, delillerin korunması ve güvenli ticaret koridoru oluşturma konularında aktif adımlar atması gerektiğini vurguladı.
İstikbal, Türkiye’nin Karadeniz’deki ticaret gemilerine donanma refakati sağlamasının Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin kapsamına girmediğini belirtti. Ancak, askeri refakat seçeneğinin ciddi provokasyon riskleri taşıdığını ve gemilerin silahlandırılmasına karşı olduğunu dile getirdi. Saldırıların ilk dönemlerinde gemilerin makine ve sevk sistemlerine yönelik olduğunu hatırlatan İstikbal, son zamanlarda yaşam alanlarının hedef alındığını kaydetti.
Türk bayraklı SABAHAT TELLİ tankerinde bir mürettebatın hayatını kaybettiğini ve REYHAN SARI kuru yük gemisinde de bir personelin yaşamını yitirdiğini anımsatan İstikbal, Panama bayraklı ATA-2’nin Ukrayna’dan mısır yüküyle ayrılırken insansız hava aracı (İHA) saldırısına uğradığını, ancak mürettebatın sağ kaldığını söyledi. Saldırıların sorumluluğunun genellikle resmi olarak üstlenilmediğini belirten İstikbal, delillerin dikkatli bir şekilde toplanması gerektiğini vurguladı.
Programda, Kavkaz yakınlarında GAS AURA tankerindeki yaralı denizcilerin tahliyesine katılan GAS NERO tankerinin de İHA saldırısına uğraması örneği verildi. İstikbal, yardım amacıyla giden bir geminin hedef alınmasının denizcilik açısından son derece ciddi bir durum olduğunu ifade etti. Türkiye’nin yalnızca diplomatik açıklamalarla yetinmemesi gerektiğini belirten İstikbal, her saldırı sonrası kapsamlı bir delil tespiti yapılmasını önerdi.
Delil toplama sürecinin önemine dikkat çeken İstikbal, İHA ve mühimmat parçalarının muhafaza edilmesi, saldırı öncesi ve sonrası kamera görüntülerinin toplanması, seyir ve haberleşme kayıtlarının korunması gerektiğini belirtti. Ayrıca, gemi hasarlarının uzmanlar tarafından belgelenmesi ve mürettebatın tanıklıklarının kayıt altına alınması gerektiğini ifade etti. Denizcilik şirketleri tarafından hazırlanan dosyaların devlet tarafından merkezi şekilde toplanmasının önemini vurgulayan İstikbal, bu delillerin ileride diplomatik girişimlerde kullanılabileceğini kaydetti.
İstikbal, sivil ticaret gemilerinin savaş sırasında korunması gerektiğini belirterek, uluslararası hukukun bu tür saldırılara karşı sorumluluk doğurabileceğini ifade etti. Zarar gören armatörlerin veya mürettebatın saldırıyı gerçekleştiren devlete karşı dava açmasının, devletlerin yargı bağışıklığı nedeniyle zor olabileceğini belirten İstikbal, Türkiye’nin diplomatik koruma sağlamasının ve tazminat taleplerinin gündeme getirilmesinin mümkün olduğunu vurguladı. Diplomatik, ekonomik ve siyasi araçların kullanılabileceğini belirten İstikbal, sektör temsilcilerinin beklentisini “Diplomasi, diplomasi, diplomasi” şeklinde özetledi.
İstikbal, Türkiye’nin Moskova ve Kiev’e açık bir şekilde “Ticari gemilere dokunmayın” mesajı vermesi gerektiğini savundu. Konunun uluslararası platformlarda sürekli gündemde tutulması gerektiğini ifade eden İstikbal, Rusya’nın saldırılarının yanlış olduğunu ve her iki tarafın da sivil deniz trafiğini hedef almaktan vazgeçmesi gerektiğini belirtti. Karadeniz ticaretinin yalnızca armatörleri değil, Türkiye’nin gıda ve enerji güvenliği açısından da stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan İstikbal, Türkiye’nin yeni bir güvenli deniz ticareti girişimi başlatabileceğini ifade etti.
Bu girişimin, Rusya, Ukrayna ve ilgili uluslararası aktörlerin katılımıyla sivil gemilerin belirlenen rotalarda güvenli bir şekilde seyretmesini sağlamayı amaçlaması gerektiğini belirtti. Ayrıca, Türkiye’nin bazı silah sistemlerini Ukrayna’ya devretme olasılığına da değinen İstikbal, bu sürecin Türkiye’nin kendi gemilerinin güvenliği açısından bir pazarlık unsuru olabileceğini ifade etti. İstikbal, ticaret gemilerine silah yerleştirilmesi önerisine karşı çıkarak, bunun sivil geminin hukuki durumunu tartışmalı hale getirebileceğini belirtti.
İstikbal, Türkiye’nin savaş gemileriyle ticaret gemilerine refakat etmesi meselesinin Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin kapsamına girmediğini belirterek, askeri refakat seçeneğinin tehlikeli provokasyonlara yol açabileceğini ifade etti. Türkiye’nin önceliğinin diplomasi ve güvenli koridor oluşturmak olması gerektiğini vurguladı. Türk sahipli filonun dünya sıralamasında 10. sırada bulunduğunu ve Türkiye’de 144 bin gemi insanı ile 218 liman tesisinin mevcut olduğunu belirtti. Gençlere denizcilik mesleğine yönelmeleri çağrısında bulunan İstikbal, denizciliğin zorluklarına rağmen bu alana ilgi duymaları gerektiğini söyledi.




