Türkiye Rüzgar Enerjisinde Küresel Ortalamayı Geçti

Türkiye, rüzgar enerjisi kapasitesini artırarak küresel ortalamanın üzerine çıktı ve en hızlı büyüyen pazarlar arasında yer aldı.

Türkiye, rüzgar enerjisi alanındaki büyüme trendini sürdürüyor. Dünya Rüzgar Enerjisi Birliği’nin (WWEA) yayımladığı “2025 Dünya Rüzgar Raporu”na göre, ülke geçen yıl rüzgar enerjisi kapasitesine 2 bin 142 megavat ekleyerek toplam kurulu gücünü 15 bin megavatın üzerine çıkardı. Bu artış, Türkiye’yi küresel ölçekte en hızlı büyüyen pazarlar arasına soktu.

Küresel rüzgar enerjisi büyüme oranı 2024 yılı için yüzde 11,9 olarak öngörülürken, Türkiye’nin büyüme oranı geçen yıl yüzde 15,5 olarak kaydedildi. Bu sonuç, Türkiye’nin en büyük 30 pazar arasında küresel ortalamayı aşan sınırlı ülkelerden biri olmasını sağladı.

Bu süreçte, Vietnam yüzde 50,8, Şili yüzde 23,9, Çin yüzde 23,2 ve Hindistan yüzde 13,1 oranında büyüme gösterdi.

Türkiye, yenilenebilir enerji yatırımları kapsamında güneş ve rüzgar enerjisi kurulu gücünü 2035 yılına kadar 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyor.

Dünya genelinde ise geçen yıl 169 bin 14 megavatlık yeni rüzgar enerjisi kapasitesi devreye alındı ve toplam kurulu güç 1 milyon 346 bin 866 megavata ulaştı. Yeni kurulumlarda yaşanan yüzde 35’lik artış, sektörde 2020 yılından bu yana görülen en güçlü büyüme olarak dikkat çekti.

Rüzgar enerjisi, yaklaşık 3 bin teravatsaatlik üretimle küresel elektrik talebinin yüzde 11’inden fazlasını karşılar hale geldi.

Küresel büyümede en büyük paya sahip olan Çin, tek başına 130 bin megavatlık yeni kurulum gerçekleştirerek toplam yeni kapasitenin yüzde 77’sini oluşturdu ve dünya genelindeki toplam kapasitenin yarısından fazlasını elinde bulunduruyor. Hindistan, 6 bin 300 megavatlık ek kapasite ile ikinci sırada yer alırken, ABD 6 bin 272 megavatla üçüncü sırada bulunuyor. Türkiye ise 2 bin 142 megavatlık artışla dünya sıralamasında yedinci sıraya yükseldi.

Oslo Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Francesco Sassi, yenilenebilir enerjiye yapılan yatırımların ülkeler için önemli avantajlar sunduğunu ve bu ülkelerin enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan daha az etkilendiğini belirtti. Sassi, küresel gelişmelerin güneş ve rüzgar enerjisi tedarik zincirleri üzerinde risk oluşturmaya devam ettiğini, fosil yakıtlardan yenilenebilir kaynaklara geçiş sürecinin ise hala zorluklar içerdiğini vurguladı. Ayrıca, enerji dönüşümünün yalnızca teknoloji ile sınırlı olmadığını, ülkelerin politik tercihleri ve uluslararası ilişkilerle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti. Küresel rekabetin, gelecekte hangi enerji kaynaklarının öne çıkacağını belirleyeceğini de sözlerine ekledi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu